Çin’de toplu taşıma aslında biraz bizim büyük şehirlerdeki toplu taşıma sistemine benziyor. Metro ve otobüsler ana ulaşım kaynakları. Sadece Xi’an şehrinde 5-6 farklı birbirine aktarmayla bağlanan metro hattı var. Hatta bir yenisi de daha henüz ulaşıma açıldı ki inşaatını neredeyse 3 ay gibi bir sürede tamamladılar. Ben Türkiye’den alıştığım için ilk inşaatı gördüğümde ‘’Oo bu daha seneye ancak açılır’’ demiştim ama 3 ay içinde açıldı bile. Nüfus çok kalabalık ancak metro ve otobüs saatleri oldukça sık. Bir metroyu kaçırırsanız iki dakika sonra yenisi geliyor. Onun dışında otobüsler de çok fazla kullanılıyor ancak özellikle iş saatlerinde birazcık üst üste oluyorsunuz. İstanbul’daki metrobüs durumlarını biliyorum ancak burada insanlar otobüsün dolu olmasına aldırış etmeden sizi itip biniyorlar. Ben ilk başlarda binmek istemiyordum bu kadar kalabalık otobüslere ancak baktım ki mecbur bineceğiz çünkü boş otobüs bulamıyorunuz.
Çin’de toplu taşıma aslında biraz bizim büyük şehirlerdeki toplu taşıma sistemine benziyor. Metro ve otobüsler ana ulaşım kaynakları. Sadece Xi’an şehrinde 5-6 farklı birbirine aktarmayla bağlanan metro hattı var. Hatta bir yenisi de daha henüz ulaşıma açıldı ki inşaatını neredeyse 3 ay gibi bir sürede tamamladılar. Ben Türkiye’den alıştığım için ilk inşaatı gördüğümde ‘’Oo bu daha seneye ancak açılır’’ demiştim ama 3 ay içinde açıldı bile. Nüfus çok kalabalık ancak metro ve otobüs saatleri oldukça sık. Bir metroyu kaçırırsanız iki dakika sonra yenisi geliyor. Onun dışında otobüsler de çok fazla kullanılıyor ancak özellikle iş saatlerinde birazcık üst üste oluyorsunuz. İstanbul’daki metrobüs durumlarını biliyorum ancak burada insanlar otobüsün dolu olmasına aldırış etmeden sizi itip biniyorlar. Ben ilk başlarda binmek istemiyordum bu kadar kalabalık otobüslere ancak baktım ki mecbur bineceğiz çünkü boş otobüs bulamıyorsunuz.
Burada taksi de çok kullanılıyor. Çünkü pahalı değil. Hatta yoldan boş taksi çevirmek çok zor. Genelde içinde müşteri oluyor. Ben yarım saatlik yol gidip 25 yuan’den fazla ödediğimi hatırlamıyorum. Genelde o kadar uzak mesafe için kullanmam gerekmiyor zaten. Taksi yerine WeChat üzerinden DİDİ denilen uygulamayı kullanıp UBER mantığındaki taksiyi çağırmak daha mantıklı geliyor bana. Genelde taksiden birazcık daha ucuz oluyor. Taksiye ortalama olarak ödediğim paralar 10 yuan civarıdır. Yani oldukça uygun.
Otobüs ve metroya kart basıyorsanız eğer ya da wechat’ten barkod okutuyorsanız 1 biniş 1 yuan. Bizdeki gibi aktarma yok. Zaten 1 yuan olduğu için tekrar 1 yuan basmakta sakınca görmüyorum. Metro da gittiğiniz durak kadar ödeme yapıyorsunuz. 2 yuanden 7 yuan’e kadar değişen bir ücretlendirmeleri var.
İnsanlar bunların dışında bisikletleri de çok fazla kullanıyor. Arada ben de işe gidip gelirken kullanıyorum. Onun için de otobüs kartını okutup kiralayabiliyorsunuz. 1 saati 1 yuan. Elektrikli motorlar da yine burada herkes tarafından kullanılan bir ulaşım aracı. Bir de on tarafta soforun motoru surdugu arkasina 4 kisinin oturabildigi bi ulasim araclari var. Taksiden biraz daha uygun ama tabi daha yavas ancak cok kullanilan ulasim araclarindan.
Anlayacağınız gibi ulaşım burada çok masraflı değil. Türkiye’de her geçen gün gelen zamları biliyoruz maalesef. Buradaki otobüslerin çoğu elektrikli. İzmir’de bu uygulamaya yavaş yavaş geçilmeye başlanmıştı. Ama tüm Türkiye genelinde böyle bir sistemin kullanılması yakın zamanda çok zor diye düşünüyorum. Kısacası burada ulaşım rayına oturmuş durumda ve sorunsuz işliyor gibi görünüyor.
P.S: Toplu tasimada kadin soforleri erkek soforler kadar gorebilirsiniz.
Cin'e dair ilk izlenimler
25 Aralık 2018 Salı
17 Aralık 2018 Pazartesi
Çinliler Gerçekten Böcek Yiyor Mu?
Çinliler Gerçekten Böcek Yiyor mu?/Çin Yemeklerine Dair…
Herkesin merak ettiği bi soru sanırım. Hatta çoğunun merak etmeyip direkt inandığı bi şey. Onlar böcek yiyor… Peki gerçekten yiyorlar mı?
Şöyle ki, Çinliler gerçekten her şeyi yiyebilecek kapasitede. Yani bize ne kadar iğrenç görünürse görünsün, onlar afiyetle her şeyi yiyor. Öncelikle kahvaltıyla başlamak istiyorum. Nerde bizim o büyük Pazar kahvaltıları tabi. Yanından geçemez. Ama ortak olan tek bir şey var. O da yumurta. Haşlanmış olan her türlü yumurtayı kahvaltıda tüketebilirsiniz. Kaz, bıldırcın ama en çok da tavuk yumurtası. Onun dışında ‘’rice porridge’’ denilen, pirinç çorbası tarzı tadı tuzu olmayan bi yemek. İçine bazen sebze bazen et atıyorlar. ‘’Ham’’ denilen domuz salamı tarzı şeyler de bazen tüketiliyor. Ve tabiî ki de beyaz pirinç ekmeklerinden. Onun dışında kahvaltıda yedikleri başka bir şey yok. Peynir, zeytin bulmak çoook zor. Ancak ithal ürün satan marketlerden alabilirsiniz. Yani Çin malı olan bir peynire, zeytine rastlayamazsınız. Türkiye’de olduğu gibi işe giderken biz nasıl hızlı hızlı ayran ya da çayla simit, poğaça tarzı şeyler yiyorsak onlar da yine yolda satılan ‘’baozi’’ denilen içine sebze ya da et koyup buharda pişirdikleri hamurlardan yiyorlar. Ya da yumurtayı krep gibi pişirip içinde sebzelerin koyup satıldığı sadece sabah ortaya çıkan street food’cular da var. Bir de bunların yanında mutlaka kocaman bir ‘’Milk Tea’’ içiliyor. Sütlü çay değil aslına bakarsanız. Çok farklı çeşitleri var. Meyveli, sade vs. Aromalı siyah çay gibi de düşünebiliriz belki.
Öğle yemeklerine gelirsek… Burda öğle yemeği saati 12. Kahvaltıdan çok öğle yemeği önemli. Saat 12’de mutlaka herkes yemek yemeye çalışıyor. Öncelikle kase yarısına kadar pilavla dolduruluyor.(Pilav diyorum ama tabi bizdeki pirinç pilavı gibi sanmayın. Pirinç lapası diyebiliriz.) Daha sonra ana yemekten üzerine ekliyorlar. Yemeklere gelirsek… Karnıbahar, brokoli gibi sebzelerin domuz etiyle piştiği bir yemek var. Yumurta ve domatesin piştiği ucundan kıyısından bizdeki menemene benzeyen bir yemek var. Domuz salamıyla yeşil sert bir sebzenin (ne olduğunu bilmiyorum) meşhur kırmızı acı biberleriyle piştiği bir yemek var. Bu arada bu acı biberleri neredeyse her yemeğe ekliyorlar. Patlıcanın domatesle piştiği bi yemek var ki favorilerim arasında. Temelde hepsi bu şekilde yemeklerin. Yani adını bilmediğim sebzeler oluyor sadece. Mesala midye tarzı ama bitkiye de benzeyen bi şey oluyor. Ama işte adını bilmiyorum J Tofu çoğu yemekte oluyor. Sadece tofuyu yemek gibi pişirip verdikleri de oluyor ya da yemeklerin içine kattıkları da oluyor. Farklı noodle’lar var. Özellikler Xi’an noodle’larıyla meşhurmuş. Bunların yanında pirinç ekmeklerinden ya da dumpling denilen Çin mantılarından çıkıyor bazen.(Ekmek gibi düşünebilirsiniz içinde soya fasülyesi ya da domuz eti oluyor). İlk zamanlar ben bunları yiyemem diyordum. Çünkü inanın hepsinin görüntüsü çok kötü. Ama yemeye çalıştıkça ağız tadım da ona göre ayak uydurmaya başladı galiba yemeklere. Artık nerdeyse her şeyi yiyebiliyorum. Domuz eti hariç. Kokusuna dayanamıyorum.
Akşam ne yediklerini pek bilmiyorum tabi. Ama marketten aldıkları şeylere bakılırsa yine aynı tarz şeyler tüketiliyor. Bir de sarımsak her yemekte neredeyse. Her akşam diğer mutfaklardan benim evime bir sarımsak kokusu sarıyor mutlaka. Yemeklerin üzerine de acılı yağlı bir sosları var ondan döküyorlar çoğu zaman. Zaten o yemekler ancak öyle yenir.
Bu öğünlerin dışında atıştırmalık olarak tükettikleri bi çok şey var ki bunlar gerçekten bizden çok ama çok ayrı. Bir defa çikolata bisküvi vs yeme kültürleri pek yok. Atıştırmalık olarak paketlenmiş şekilde ekmek dedikleri ama bizim ekmeklerden çok ayrı olan tatlı yumuşacık hamur işi tarzında bi ekmekleri var. Acıktıklarında genelde marketten onu alıp tüketmeyi tercih ediyorlar. Genelde bu şekilde paketli ekmek alacaksanız mutlaka şekerli bi tadı oluyor. Buna benzer şekilde yoğurt diye tükettikleri bi çok ürün daha var. Sıvı ve tatlı oluyor. Pipetle tüketiyorlar ama yoğurt diye geçiyor burada. Zaten şekersiz yoğurt bulmak daha bana nasip olmadı. Atıştırmalıklar diyordum… Bizdeki çekirdek çitleme kültürü burada da var. Ay çekirdeği ya da kabak tüketiliyor baya. Yer fıstığı da çok fazla. Çiğ olarak yemeklere de katılıyor ya da baharatlı kavrulmuş çeşitleri atıştırmalık olarak satılıyor. Tatlı olarak tükettikleri çok enterasan atıştırmalıkları var. Çinlilere isimlerini sorduğumda onlar da İngilizce’de bi karşılıklarını bulamadıklarını söylüyorlar. Benim bir favori atıştırmalığım var mesala tatlı olarak sevdiğim fotoğraf olarak da aşağıda bulabilirsiniz. Buraya kadar olanlar normal insanların yiyebileceği atıştırmalıklardı… Bir de baharatlı tavuk ayağı, baharatlı çeşitli değişik et çeşitleri, kuru etler, balıklar, vs her şeyi bulabilirsiniz. Eğer ben illa ki çikolata bisküvi yiyeceğim diyorsanız evet bulabilirsiniz ama çok çeşit yok ve genelde daha pahalı oluyor. Bizlerde markete girdiğinizde light ürünler reyonu mutlaka olur. Ama Çin’de bir sürü büyük marketi dolaşmama rağmen Çin malı olup da bu light ürün piyasası için ürün üreten bir markaya rastlamadım. Demek ki bu ürünleri tüketmeden de sağlıklı ve fit olabiliyormuş insan…
Eğer Çinliler evde, işte vs yemek yemediyse sokakta da yiyebiliyor. Kutu kutu marketlerde satılan bir sürü çeşit noodle paketlerinden alıp içine sıcak su koyup yürürken yiyip karınlarını doyurabiliyorlar. Sıcak suyu nerden buluyorlar diyorsanız… Burda sıcak su her yerde. Normal içtikleri su genelde kaynamış sıcak su oluyor. Aklınıza gelen çoğu yerde sıcak su sağlayan büyük makinelerden var. Yemek yeme işini de genelde ayakta yapıyorlar zaten.
Yemek kültürlerine dair yazacak inanılmaz çok şey var aslında. Denk geldikçe yine ayrıntılı yazmak istiyorum. Hatta içerikleriyle ve yapılış şekilleriyle de sevdiğim bi iki şeyi ilerde bulabilirsiniz yazılarımda. Ancak şundan emin olun. O Çin Restoranı adı altında satılan yemeklerin hiç biri Çin yemeği değil. Güzel güzel sotelenmiş tavuklar, soya soslu sebzeler vs… Gerçek Çin mutfağı bu değil.
PS: Fotoğrafların bazıları bana ait bazılarını internetten bulmaya çalıştım. Online bir çok fotoğraf var ancak çoğu gerçekçi değildi. Aralarından en yakın olanları seçtiğime emin olabilirsiniz
Herkesin merak ettiği bi soru sanırım. Hatta çoğunun merak etmeyip direkt inandığı bi şey. Onlar böcek yiyor… Peki gerçekten yiyorlar mı?
Şöyle ki, Çinliler gerçekten her şeyi yiyebilecek kapasitede. Yani bize ne kadar iğrenç görünürse görünsün, onlar afiyetle her şeyi yiyor. Öncelikle kahvaltıyla başlamak istiyorum. Nerde bizim o büyük Pazar kahvaltıları tabi. Yanından geçemez. Ama ortak olan tek bir şey var. O da yumurta. Haşlanmış olan her türlü yumurtayı kahvaltıda tüketebilirsiniz. Kaz, bıldırcın ama en çok da tavuk yumurtası. Onun dışında ‘’rice porridge’’ denilen, pirinç çorbası tarzı tadı tuzu olmayan bi yemek. İçine bazen sebze bazen et atıyorlar. ‘’Ham’’ denilen domuz salamı tarzı şeyler de bazen tüketiliyor. Ve tabiî ki de beyaz pirinç ekmeklerinden. Onun dışında kahvaltıda yedikleri başka bir şey yok. Peynir, zeytin bulmak çoook zor. Ancak ithal ürün satan marketlerden alabilirsiniz. Yani Çin malı olan bir peynire, zeytine rastlayamazsınız. Türkiye’de olduğu gibi işe giderken biz nasıl hızlı hızlı ayran ya da çayla simit, poğaça tarzı şeyler yiyorsak onlar da yine yolda satılan ‘’baozi’’ denilen içine sebze ya da et koyup buharda pişirdikleri hamurlardan yiyorlar. Ya da yumurtayı krep gibi pişirip içinde sebzelerin koyup satıldığı sadece sabah ortaya çıkan street food’cular da var. Bir de bunların yanında mutlaka kocaman bir ‘’Milk Tea’’ içiliyor. Sütlü çay değil aslına bakarsanız. Çok farklı çeşitleri var. Meyveli, sade vs. Aromalı siyah çay gibi de düşünebiliriz belki.
Öğle yemeklerine gelirsek… Burda öğle yemeği saati 12. Kahvaltıdan çok öğle yemeği önemli. Saat 12’de mutlaka herkes yemek yemeye çalışıyor. Öncelikle kase yarısına kadar pilavla dolduruluyor.(Pilav diyorum ama tabi bizdeki pirinç pilavı gibi sanmayın. Pirinç lapası diyebiliriz.) Daha sonra ana yemekten üzerine ekliyorlar. Yemeklere gelirsek… Karnıbahar, brokoli gibi sebzelerin domuz etiyle piştiği bir yemek var. Yumurta ve domatesin piştiği ucundan kıyısından bizdeki menemene benzeyen bir yemek var. Domuz salamıyla yeşil sert bir sebzenin (ne olduğunu bilmiyorum) meşhur kırmızı acı biberleriyle piştiği bir yemek var. Bu arada bu acı biberleri neredeyse her yemeğe ekliyorlar. Patlıcanın domatesle piştiği bi yemek var ki favorilerim arasında. Temelde hepsi bu şekilde yemeklerin. Yani adını bilmediğim sebzeler oluyor sadece. Mesala midye tarzı ama bitkiye de benzeyen bi şey oluyor. Ama işte adını bilmiyorum J Tofu çoğu yemekte oluyor. Sadece tofuyu yemek gibi pişirip verdikleri de oluyor ya da yemeklerin içine kattıkları da oluyor. Farklı noodle’lar var. Özellikler Xi’an noodle’larıyla meşhurmuş. Bunların yanında pirinç ekmeklerinden ya da dumpling denilen Çin mantılarından çıkıyor bazen.(Ekmek gibi düşünebilirsiniz içinde soya fasülyesi ya da domuz eti oluyor). İlk zamanlar ben bunları yiyemem diyordum. Çünkü inanın hepsinin görüntüsü çok kötü. Ama yemeye çalıştıkça ağız tadım da ona göre ayak uydurmaya başladı galiba yemeklere. Artık nerdeyse her şeyi yiyebiliyorum. Domuz eti hariç. Kokusuna dayanamıyorum.
Akşam ne yediklerini pek bilmiyorum tabi. Ama marketten aldıkları şeylere bakılırsa yine aynı tarz şeyler tüketiliyor. Bir de sarımsak her yemekte neredeyse. Her akşam diğer mutfaklardan benim evime bir sarımsak kokusu sarıyor mutlaka. Yemeklerin üzerine de acılı yağlı bir sosları var ondan döküyorlar çoğu zaman. Zaten o yemekler ancak öyle yenir.
Bu öğünlerin dışında atıştırmalık olarak tükettikleri bi çok şey var ki bunlar gerçekten bizden çok ama çok ayrı. Bir defa çikolata bisküvi vs yeme kültürleri pek yok. Atıştırmalık olarak paketlenmiş şekilde ekmek dedikleri ama bizim ekmeklerden çok ayrı olan tatlı yumuşacık hamur işi tarzında bi ekmekleri var. Acıktıklarında genelde marketten onu alıp tüketmeyi tercih ediyorlar. Genelde bu şekilde paketli ekmek alacaksanız mutlaka şekerli bi tadı oluyor. Buna benzer şekilde yoğurt diye tükettikleri bi çok ürün daha var. Sıvı ve tatlı oluyor. Pipetle tüketiyorlar ama yoğurt diye geçiyor burada. Zaten şekersiz yoğurt bulmak daha bana nasip olmadı. Atıştırmalıklar diyordum… Bizdeki çekirdek çitleme kültürü burada da var. Ay çekirdeği ya da kabak tüketiliyor baya. Yer fıstığı da çok fazla. Çiğ olarak yemeklere de katılıyor ya da baharatlı kavrulmuş çeşitleri atıştırmalık olarak satılıyor. Tatlı olarak tükettikleri çok enterasan atıştırmalıkları var. Çinlilere isimlerini sorduğumda onlar da İngilizce’de bi karşılıklarını bulamadıklarını söylüyorlar. Benim bir favori atıştırmalığım var mesala tatlı olarak sevdiğim fotoğraf olarak da aşağıda bulabilirsiniz. Buraya kadar olanlar normal insanların yiyebileceği atıştırmalıklardı… Bir de baharatlı tavuk ayağı, baharatlı çeşitli değişik et çeşitleri, kuru etler, balıklar, vs her şeyi bulabilirsiniz. Eğer ben illa ki çikolata bisküvi yiyeceğim diyorsanız evet bulabilirsiniz ama çok çeşit yok ve genelde daha pahalı oluyor. Bizlerde markete girdiğinizde light ürünler reyonu mutlaka olur. Ama Çin’de bir sürü büyük marketi dolaşmama rağmen Çin malı olup da bu light ürün piyasası için ürün üreten bir markaya rastlamadım. Demek ki bu ürünleri tüketmeden de sağlıklı ve fit olabiliyormuş insan…
Eğer Çinliler evde, işte vs yemek yemediyse sokakta da yiyebiliyor. Kutu kutu marketlerde satılan bir sürü çeşit noodle paketlerinden alıp içine sıcak su koyup yürürken yiyip karınlarını doyurabiliyorlar. Sıcak suyu nerden buluyorlar diyorsanız… Burda sıcak su her yerde. Normal içtikleri su genelde kaynamış sıcak su oluyor. Aklınıza gelen çoğu yerde sıcak su sağlayan büyük makinelerden var. Yemek yeme işini de genelde ayakta yapıyorlar zaten.
Yemek kültürlerine dair yazacak inanılmaz çok şey var aslında. Denk geldikçe yine ayrıntılı yazmak istiyorum. Hatta içerikleriyle ve yapılış şekilleriyle de sevdiğim bi iki şeyi ilerde bulabilirsiniz yazılarımda. Ancak şundan emin olun. O Çin Restoranı adı altında satılan yemeklerin hiç biri Çin yemeği değil. Güzel güzel sotelenmiş tavuklar, soya soslu sebzeler vs… Gerçek Çin mutfağı bu değil.
PS: Fotoğrafların bazıları bana ait bazılarını internetten bulmaya çalıştım. Online bir çok fotoğraf var ancak çoğu gerçekçi değildi. Aralarından en yakın olanları seçtiğime emin olabilirsiniz
14 Aralık 2018 Cuma
Cin ve WeChat Kullanimi
Çin ve WeChat kullanımı
Eveeet daha önce de Instagram hesabımda bahsetmiştim bu Wechat’in ne kadar pratik bir uygulama olduğundan. Biz WeChat diyoruz ama onlara WeChat derseniz pek anlamazlar J Çünkü Çince’de WeiXin diyorlar.
Şimdi öncelikle en basitinden Whatspp’ta da olduğu gibi yazışma, ses kaydı gönderme, video call ya da voice call gibi basit temel özellikleri mevcut. Peki bu WeChat’i farklı kılan nedir diye soracak olursanız kesinlikle Wallet özelliği derim. Şunu da belirteyim Çin dışında bir yerde WeChat indirdiyseniz Wallet’a erişemiyorsunuz kullanıma açık olmadığı için. Ama çalışmalar sürüyormuş bununla ilgili. Yakında belki de tüm dünya da para diye bir şey kalmayacak. Apple da başladı örneğin bu Apple Wallet uygulamasına.
Öncelikle Çin’de bir banka hesabı açtırıyorsunuz. Daha sonra banka kart numaranızı WeChat’teki Wallet kısmına ekliyorsunuz. Böylelikle WeChat banka hesabınıza erişmiş oluyor. Bir de şifre belirliyorsunuz ödeme yaparken onay vermek için. Marketten alışverişini yaptınız. İki türlü ödeyebiliyorsunuz. Bazen ödeme yaparken onlarda barkod oluyor siz scan ettiğinizde tutarı manuel girip ödüyorsunuz bazen de onlar da barkod okuyucu oluyor genelde büyük marketlerde vs. siz barkod açıyorsunuz onlar direkt miktarı düşüyor. Şimdi diyeceksiniz ki ya lokal mağazalardan ya da sokak satıcılarından bir şey alacaksam ne olacak? İnanın hepsinde WeChat ödemesi yapabiliyorsunuz. Onun dışında otobüse kart basmak yerine telefondan barkod okutabiliyorsunuz ya da bisiklet kiralarken yine aynı şekilde kullanabiliyorsunuz.
2. en sevdiğim özelliği ise arkadaşınıza mesaj yazar gibi para gönderebiliyorsunuz. Bizdeki gibi yok IBAN ver vs derdi yok. 3 rmb 5 rmb fark etmez istediğiniz miktarı anında arkadaşınıza gönderebiliyorsunuz.
3. sevdiğim özelliği ise çok kolay bir şekilde sinema bileti alabilmeniz. Bulunduğunuz lokasyonu seçtiğinizde en yakındaki sinemaları listeliyor. Tüm seans saatleri, filmin dili, altyazısı her şeye ulaşabiliyorsunuz. Biletinizi aldığınızda ki parayı zaten direkt wallet’tan düşüyor, size sinema salonun adresine kadar her şeyi gösteriyor. Salona gittiğinizde de verilen barkodu makineye okutup biletinizi alabiliyorsunuz.
4. kullanışlı özelliklerinden biri de tren bileti alabilmeniz. Gidiş dönüş nerden nereye hangi tarihte hızlı tren mi yataklı tren mi ne istiyorsanız hemen seçip 2 dk içinde bileti alıyorsunuz.
Vee en bomba özelliği de Didi. Nedir bu DİDİ derseniz eğer… Bildiğiniz üzere Çin’de hükümet insanları yerli malına yöneltmaye çalışıyor. Bu yüzden ithal olan çoğu şey yok ya da çok pahalı. İnternette de yine aynı mantık. Google bağlantılı tüm uygulama ve siteler yasak. ( Gmail, Instagram, Google Search, Google Maps, Facebook, Twitter, ….) Çoğu Çinli bunların ne olduğunu bile bilmiyor. Bunların yerine kendi yerli uygulamaları var. Tinder yerine bile Tantan adında birebir aynı app’i yapmışlar J Kısacası bu nedenlerden dolayı UBER de yok burada. Yani var ama kimse kulanmıyor. Çünkü DİDİ var. WeChat hesabınızdan gideceğiniz yerin adresini yazdığınızda size tutacak ücreti gösteriyor. Araba çeşidini seçiyorsunuz. Daha sonra size gelecek olan arabanın plakasını ve lokasyonunu gösteriyor. Yine ödeme Wechat hesabınızdan direkt düşüyor.
Bunların dışında telefon hattınıza para atmak isterseniz, ya da ben henüz kullanmadım ancak doğalgaz, elektrik kartına da yükleme yapabiliyormuşsunuz. Yemek siparişi, kıyafet alışverisi… Her şey sadece WeChat’in içinde.
Özellikle haftasonu dışarı çıkıyorsam sadece telefonumu ve evin anahtarını alıyorum yanıma. Başka bir şey taşımama gerek kalmıyor. Ama eminim benim daha keşfedemediğim birkaç özelliği daha vardır bu güzel uygulamanın….
Eveeet daha önce de Instagram hesabımda bahsetmiştim bu Wechat’in ne kadar pratik bir uygulama olduğundan. Biz WeChat diyoruz ama onlara WeChat derseniz pek anlamazlar J Çünkü Çince’de WeiXin diyorlar.
Şimdi öncelikle en basitinden Whatspp’ta da olduğu gibi yazışma, ses kaydı gönderme, video call ya da voice call gibi basit temel özellikleri mevcut. Peki bu WeChat’i farklı kılan nedir diye soracak olursanız kesinlikle Wallet özelliği derim. Şunu da belirteyim Çin dışında bir yerde WeChat indirdiyseniz Wallet’a erişemiyorsunuz kullanıma açık olmadığı için. Ama çalışmalar sürüyormuş bununla ilgili. Yakında belki de tüm dünya da para diye bir şey kalmayacak. Apple da başladı örneğin bu Apple Wallet uygulamasına.
Öncelikle Çin’de bir banka hesabı açtırıyorsunuz. Daha sonra banka kart numaranızı WeChat’teki Wallet kısmına ekliyorsunuz. Böylelikle WeChat banka hesabınıza erişmiş oluyor. Bir de şifre belirliyorsunuz ödeme yaparken onay vermek için. Marketten alışverişini yaptınız. İki türlü ödeyebiliyorsunuz. Bazen ödeme yaparken onlarda barkod oluyor siz scan ettiğinizde tutarı manuel girip ödüyorsunuz bazen de onlar da barkod okuyucu oluyor genelde büyük marketlerde vs. siz barkod açıyorsunuz onlar direkt miktarı düşüyor. Şimdi diyeceksiniz ki ya lokal mağazalardan ya da sokak satıcılarından bir şey alacaksam ne olacak? İnanın hepsinde WeChat ödemesi yapabiliyorsunuz. Onun dışında otobüse kart basmak yerine telefondan barkod okutabiliyorsunuz ya da bisiklet kiralarken yine aynı şekilde kullanabiliyorsunuz.
2. en sevdiğim özelliği ise arkadaşınıza mesaj yazar gibi para gönderebiliyorsunuz. Bizdeki gibi yok IBAN ver vs derdi yok. 3 rmb 5 rmb fark etmez istediğiniz miktarı anında arkadaşınıza gönderebiliyorsunuz.
3. sevdiğim özelliği ise çok kolay bir şekilde sinema bileti alabilmeniz. Bulunduğunuz lokasyonu seçtiğinizde en yakındaki sinemaları listeliyor. Tüm seans saatleri, filmin dili, altyazısı her şeye ulaşabiliyorsunuz. Biletinizi aldığınızda ki parayı zaten direkt wallet’tan düşüyor, size sinema salonun adresine kadar her şeyi gösteriyor. Salona gittiğinizde de verilen barkodu makineye okutup biletinizi alabiliyorsunuz.
4. kullanışlı özelliklerinden biri de tren bileti alabilmeniz. Gidiş dönüş nerden nereye hangi tarihte hızlı tren mi yataklı tren mi ne istiyorsanız hemen seçip 2 dk içinde bileti alıyorsunuz.
Vee en bomba özelliği de Didi. Nedir bu DİDİ derseniz eğer… Bildiğiniz üzere Çin’de hükümet insanları yerli malına yöneltmaye çalışıyor. Bu yüzden ithal olan çoğu şey yok ya da çok pahalı. İnternette de yine aynı mantık. Google bağlantılı tüm uygulama ve siteler yasak. ( Gmail, Instagram, Google Search, Google Maps, Facebook, Twitter, ….) Çoğu Çinli bunların ne olduğunu bile bilmiyor. Bunların yerine kendi yerli uygulamaları var. Tinder yerine bile Tantan adında birebir aynı app’i yapmışlar J Kısacası bu nedenlerden dolayı UBER de yok burada. Yani var ama kimse kulanmıyor. Çünkü DİDİ var. WeChat hesabınızdan gideceğiniz yerin adresini yazdığınızda size tutacak ücreti gösteriyor. Araba çeşidini seçiyorsunuz. Daha sonra size gelecek olan arabanın plakasını ve lokasyonunu gösteriyor. Yine ödeme Wechat hesabınızdan direkt düşüyor.
Bunların dışında telefon hattınıza para atmak isterseniz, ya da ben henüz kullanmadım ancak doğalgaz, elektrik kartına da yükleme yapabiliyormuşsunuz. Yemek siparişi, kıyafet alışverisi… Her şey sadece WeChat’in içinde.
Özellikle haftasonu dışarı çıkıyorsam sadece telefonumu ve evin anahtarını alıyorum yanıma. Başka bir şey taşımama gerek kalmıyor. Ama eminim benim daha keşfedemediğim birkaç özelliği daha vardır bu güzel uygulamanın….

12 Aralık 2018 Çarşamba
Cin ve Anaokulu Egitimi
Çinlilerin hep çok çalışkan olduğundan, hep güne erken başlayıp çok çalıştıklarından söz ederiz. Gerçekten öyle olup olmadığını buraya geldiğimde daha iyi görebildim.
Türkiye’deki eğitim sisteminde tartıştığımız, eleştirdiğimiz, eksik gördüğümüz bir çok problem var yıllardır. Çocukların küçük yaşlarda okula başlayıp bununla da kalmayıp haftasonu kurslarıyla beyinlerini durduk yere meşgul ediyoruz içinde olduğumuz rekabet ortamı nedeniyle. Sanki evimizdeki bir elektronik eşyayla övünür gibi çocuklarıyla övünmek isteyen ebeveynler yüzünden çocukluğunu saklambaç oynamadan geçiren bir nesil yetişiyor. Bakmayın ben öyle çok çocuk sevgisiyle ölüp biten birisini değilim açıkcası. Hatta değildim mi demeliyim bilmiyorum. Anaokulunda çalışmaya başladığımdan beri çocuklarla iletişimim çok daha iyiye gidiyor orası kesin. Gelelim buradaki eğitime…
Sabah 7:30’da çalışanlar için mesai başlıyor. Veliler de yavaş yavaş çocukları getirmeye başlıyor o saatlerde. Kapıda müdür ve öğretmenler dikilip günaydın diyoruz gelenlere. 2 tane de doktor var onlarda her gelen çocugun dişlerini ve tırnaklarını kontrol ediyor. Eğer tırnaklar uzunsa hemen orda kesiliyor. Saat 8’de kahvaltı başlıyor. Her sınıfın 3 tane öğretmeni var. Bunlar yemekhaneden yemek taşıyıp servis ediyorlar hatta yemek bittiğinde bulakşıkhaneye gidip çocuların bulaşıklarını yıkıyorlar. Bu arada sınıf öğretmeni olmayanlar kapıda dikilmeye devam. Ta ki 8:20’ye kadar. 8:40’da dersler başlıyor. Ben İngilizce derslerinden bahsedersem eğer 8:40’tan 11’e kadar hiç ara vermeden bir sınıftan çıkıp diğerine giriyorum. Çocuklar sandalyede yan yana oturuyorlar masa verilmiyor İngilizce dersinde. Latin harflerini 4-5 yaş grubu okuyabiliyor. Çince karakterleri de yine bu yaşlarda öğretmeye başlıyorlar. Onun dışında benim şahit olduğum yine 5 yaş grubuna toplama çıkarma gibi basit temel işlemler de öğretiliyor. 11:30’da öğle yemeklerini yiyip öğretmenleriyle beraber okul içinde sınıfta bir tur atıyorlar. Daha sonra da uyku vakti. Saat 14:30’a kadar uyuyorlar. Bu ara öğle tatili olduğu için ben de istersem uyuyabiliyorum istersem okul dışına çıkabiliyorum.
Çocuklar uyanıp atıştırmaklarını yedikten sonra 15:10’da tekrar dersler başlıyor. Öğleden sonra sadece 2 sınıfa giriyorum neyse ki. Daha sona 16:00’da benim derslerim bitiyor. 17:00’a kadar okulun dağılmasını bekliyorum. O sırada çocuklar akşam yemeklerini de yiyor. Saat 5’te yine aynı ekip kapıda dikilip ‘’bye bye’’ diyoruz. Bu kapıda dikilme işi bence inanılmaz mantıksız bir olay. Hava şu sıralar eksilerde ve herkes titreyerek bekliyor. Neden böyle bi adet var bilinmez. Çinliler de saygıya çok önem veren bir toplum. Böyle şeyler önemli onlar için de. Bizde de öyledir. Gördüğümüzde birbirimizi mutlaka selam veririz. Ama bizde bir okulda bunu deneseler bütün öğretmenler 2. gün isyan eder :)
Bunların dışında sınıf düzenine gelirsek… Sınıflar oldukça geniş. İlk gördüğümde beni en çok şaşırtan sınıfın içindeki tuvaletler olmuştu. Daha önceki yazımda bahsetmiştim. Çocukların sokağa işemesi gayet normal karşılanıyor. Bu yüzdendir ki sanırım okuldaki tuvaletler de hepsi açık şekilde yan yana dizilmiş. Bu tarz şeyler biz de biraz tabudur aslında. Herkesin içinde tuvaletini yapmak ya da çıplak dolaşmak vs. Sadece çocuklardan bahsetmiyorum, yetişinler de bu konuda oldukça rahatlar. Kapı açık bi şekilde tuvaletini yapıp sohbet edebiliyorlar. Avm tuvaletlerinde şahit olmuştum. Ya da spor salonunda duştan çıkıp havlu vs olmadan rahat rahat çıplak bi şekilde saçlarını kurutuyorlar. Çocuklukta normal karşılandığı için yetişkinlikte de sorun etmiyorlar. Çalıştığım anaokulların birinde öğretmenlerin kullandığı tuvalet 3.katta. Bir gün benim 3.kata çıktığımı gören İngilizce öğretmeni oraya gitmene gerek yok aşağıda var tuvalet dedi. ‘’Aa nerde dedim’’ burayı Türkiye sanarak galiba. Doktorun odasında cam kapılı müthiş manzaralı bi tuvalet varmış burayı kullanabilirsin dedi. Ben tuvalete baktım tuvalet bana… 3.kat yolu göründü yine bana dedim.
Eğitimin içeriğine çok hakim değilim ancak öyle çocuklar müthiş zeki vs gibi bir şey yok. Türkiye’de çalıştığım 3-4 yaş grubundaki çocuklar neyse bunlar da öyle. Tek fark aynı dili konuşmuyor olmamız ki bu da çok engel değil açıkcası. İngilizce eğitimleri ezbere dayalı. Sadece belirli kalıpları ezberletmişler çcouklara. Good Morning class diyen Tina adındaki İngilizce öğretmenlerine Good Morning Tina diye yanıt veren sınıflara 2 ay boyunca Tina olmadığımı Good Morning Seda demeleri gerektiğini öğretmeye çalıştım. Seda dediğimde ayağa kalıyorlardı.(hala da öyle) Çünkü Çinliler öyle bir Sit Down diyor ki ben bile Seda diyorlar sanıyorum. Peki Sit Down diyince neden kalkıyorlar derseniz, öyle bir ezberlemişler ki Stand Up ve Sit Down’un otur kalk komutu olduğunu biliyorlar ama hangisi hangisi emin değiller. Ben I am Seda dediğimde Sit Down diyorum sanıp ayağa kalkıyorlar :)
Bunların dışında burada veliler çocuklarına çok düşkünmüş onu öğrendim. Yani bir çocuk kaç yaşına gelirse gelsin yurtdışına gitmesine vs kolay kolay izin verilmiyormuş. Burda da yine anaokulundan itibaren haftaiçi ve haftasonu kurslarına gidiyor çocuklar. İngilizce, piyano, gitar, bale vs. gibi. Hatta çocukların haftaiçi okuldan çıkıp akşam geç saatlere kadar kursta olduklarını ve bir de eve gidip ödev yaptıklarını duydum. Burda da üniversiteye girmek için merkezi bir sınav var. Kitapçılarda bizim ÖSS bölümleri gibi test kitaplarının olduğu bölümlerden var. Ancak bu sınav o kadar zormuş ki her yıl bu sınav yüzünden çocuklar intihar bile ediyormuş.
Kısacası Çin gerçekten çok yakın bir gelecekte dünyaya hükmeden büyük bir ülke olma yolunda. Çok zeki olduklarından ya da çalışmayı çok sevdiklerinden değil. Sadece bizdeki gibi üşengeç değiller. Ben bile fazla boş oturmayı sevmeyen sürekli bir şeylerle uğraşmayı seven biri olarak burada kendimi gerçekten üşengeç hissediyorum.
10 Aralık 2018 Pazartesi
Cin'e Dair Ilk Izlenimler
Bugün itibariyle Çin’e geleli neredeyse 4 ay olmuş. 28 Ağutos 2018’de gece 11 civarı inmiştim Xi’an’a. Şimdi düşününce sanki üzerinden yıllar geçmiş gibi. Buraya gelmeden önce o kadar çok araştırma yapıp Youtube video’ları izlemiştim ki o yüzden şahit olduğum şeyler beni şok edercesine şaşırtmadı. Ama yine de hala alışamadığım bi çok şey var.
Geldiğimde bana ev bulunana kadar 2 ayrı otelde kalmıştım. Eve dair beklentilerim çok düşüktü. Hep Çin’deki evlerin çok küçük olduğuna dair şeyler okumuştum. Ama aksine kaldığım ev 2+1 ve oldukça geniş. (Daha sonra evle ilgili de bi yazım olacak). Ancak tek problem evin inanılmaz pis bırakılmış olmasıydı. 3 eylülde çalışmaya başladım ve 4 eylülde eve taşındım. Hem işe gidip hem evi temizlemeye çalışmak tam bir işkenceydi o dönem. Neyse ki şu an her yer pırıl pırıl J
Ben Çin’e gidiyorum dediğimde herkesin ilk tepkisi ‘’Orda aç kalırsın, onlar köpek yiyor, onlar böcek yiyor’’… gibi gibi bir sürü önyargılı kulaktan duyma şeylerdi. İlk olarak yemek kültürleri evet gerçekten çok farklı. Ama insan aç kalmıyor. Zaman içinde kendi damak zevkime uygun şeyleri deneye deneye keşfettim. Böcek yiyorlar mı? Normalde öyle her yerde böcek satıldığı falan yok. Ben bi kaç turistlik yerde rastladım satıldığına bir de marketlerde bazen salyangoz görüyorum o kadar. Onun dışında beni en çok rahatsız eden şey tavuk ayağı yemeleri. Hem de bayıla bayıla atıştırmalık olarak sürekli tüketiyorlar. Öğle yemeklerini okulda yediğim için artık her türlü yemeğe hakimim burada. Pilav olmazsa olmazlardan. Bir de sürekli buharda pişirdikleri pirinç ekmeklerinden çıkıyor. Bazen noodle, bazen yumurtalı bir şeyler, bazen sebzeli bir şeyler… İçlerinde genelde domuz eti oluyor. Yani sebzeli bi yemek de olsa o etler mutlaka oluyor içinde. Yemeklerle ilgili de daha sonra ayrıntılı yazmayı düşünüyorum . Çünkü Çin mutfağı apayrı bi şey. İnsanlardan bahsedeyim biraz da. Nüfusu biliyorsunuz zaten. Her yerde insan var. İnsanlardan kaçmak mümkün değil. Ama genelde sakin ve güleryüzlüler. Özellikle yabancılara karşı. Bizde de öyledir aslında. Yabancı görünce bi konuşmaya çalışma yardım etmeye çalışma. Sokakta öyle kavga gürültü göremezsiniz kolay kolay bu kadar kalabalık nüfusa rağmen. Otobüsler iş saatlerinde tıklım tıklım. Bazen metrobüslerden beter oluyor. İlk zamanlar Türkiye’deki malum sebeplerden bi huylanıyordum kalabalıkta. Yok telefonum mu çalınacak yok biri popomu mu elliyor vs. diye. Ama kimse o işlerin peşinde değil J Herkes kafayı telefonu gömüyor burada. Kimse kimseyle ilgilenmiyor. Gerçekten dünyadaki en güvenli yerlerden diyebilirim. Gece vakti istediğiniz gibi tek başınıza dolaşabilirsiniz. Kimse size zarar vermeye kalkmaz.
Bu arada buranın bir güzel özelliği de WeChat uygulaması. Burda Weixin deniliyor. Özellikle haftasonları dışarı çıkıyorsam sadece evin anahtarını ve telefonumu alıyorum yanıma. Yok cüzdanmış çantaymış hiç gerek yok. Kimse nakit parayla uğraşmıyor. Bi şey alacaksanız direkt Wechat hesabınızdan barkodu okutuyorsunuz o da bakiyenizden parayı düşüyor. Taksiden street food satıcılarına kadar her yerde bu şekilde ödeme yapabilirsiniz.
Hayatı teknolojiyle böyle basitleştirmeleri hoşuma gidiyor. Bir de şu yere haldur huldur tükürmeleri olmasa. Herkes mutlaka tükürüyor. Neden bilmiyorum. Açıkcası ben öyle bir ihtiyaç duymuyorum yürürken ama kadın erkek çocuk herkes tükürüyor. Çocuk demişken… Çocukların yerlere işemesi de gayet kabul gören bir şey. Zaten şu kış vakti bile hala poposu açık pantolon giyen bebekler görüyorum. Ama sokaklar bizden temiz onu da söylemeliyim. Yerlere çöp atıyorlar, tükürüyorlar ve işiyorlar. Ama yine de temiz. Çünkü ne zaman sokağa çıksam sabahın 6’sı da olsa gecenin 11’i de olsa yerleri süpüren bi çöpçü görüyorum muhakkak. Artık çoğu şeye şahit olup şaşırdığım için giderek adapte olmaya başlıyorum .Şu hava kirliliği yüzünden takılan maskelere ‘’Yok canım takmam ben’’ diyordum ama özellikle sabahları hava o kadar kirli oluyor ki mecbur takmak istiyorum.Y a da ilk gördüğümde ‘’Bu ne ya ben yemem’’ dediğim şeyler çıkınca öğlen ‘’Oo bugün o garip sebzeli noodle var’’ diye severek yiyorum. Herhalde bu da adaptasyonun getirdiği şeylerden. Bakalım daha başka nelere adapte olacağım…
Geldiğimde bana ev bulunana kadar 2 ayrı otelde kalmıştım. Eve dair beklentilerim çok düşüktü. Hep Çin’deki evlerin çok küçük olduğuna dair şeyler okumuştum. Ama aksine kaldığım ev 2+1 ve oldukça geniş. (Daha sonra evle ilgili de bi yazım olacak). Ancak tek problem evin inanılmaz pis bırakılmış olmasıydı. 3 eylülde çalışmaya başladım ve 4 eylülde eve taşındım. Hem işe gidip hem evi temizlemeye çalışmak tam bir işkenceydi o dönem. Neyse ki şu an her yer pırıl pırıl J
Ben Çin’e gidiyorum dediğimde herkesin ilk tepkisi ‘’Orda aç kalırsın, onlar köpek yiyor, onlar böcek yiyor’’… gibi gibi bir sürü önyargılı kulaktan duyma şeylerdi. İlk olarak yemek kültürleri evet gerçekten çok farklı. Ama insan aç kalmıyor. Zaman içinde kendi damak zevkime uygun şeyleri deneye deneye keşfettim. Böcek yiyorlar mı? Normalde öyle her yerde böcek satıldığı falan yok. Ben bi kaç turistlik yerde rastladım satıldığına bir de marketlerde bazen salyangoz görüyorum o kadar. Onun dışında beni en çok rahatsız eden şey tavuk ayağı yemeleri. Hem de bayıla bayıla atıştırmalık olarak sürekli tüketiyorlar. Öğle yemeklerini okulda yediğim için artık her türlü yemeğe hakimim burada. Pilav olmazsa olmazlardan. Bir de sürekli buharda pişirdikleri pirinç ekmeklerinden çıkıyor. Bazen noodle, bazen yumurtalı bir şeyler, bazen sebzeli bir şeyler… İçlerinde genelde domuz eti oluyor. Yani sebzeli bi yemek de olsa o etler mutlaka oluyor içinde. Yemeklerle ilgili de daha sonra ayrıntılı yazmayı düşünüyorum . Çünkü Çin mutfağı apayrı bi şey. İnsanlardan bahsedeyim biraz da. Nüfusu biliyorsunuz zaten. Her yerde insan var. İnsanlardan kaçmak mümkün değil. Ama genelde sakin ve güleryüzlüler. Özellikle yabancılara karşı. Bizde de öyledir aslında. Yabancı görünce bi konuşmaya çalışma yardım etmeye çalışma. Sokakta öyle kavga gürültü göremezsiniz kolay kolay bu kadar kalabalık nüfusa rağmen. Otobüsler iş saatlerinde tıklım tıklım. Bazen metrobüslerden beter oluyor. İlk zamanlar Türkiye’deki malum sebeplerden bi huylanıyordum kalabalıkta. Yok telefonum mu çalınacak yok biri popomu mu elliyor vs. diye. Ama kimse o işlerin peşinde değil J Herkes kafayı telefonu gömüyor burada. Kimse kimseyle ilgilenmiyor. Gerçekten dünyadaki en güvenli yerlerden diyebilirim. Gece vakti istediğiniz gibi tek başınıza dolaşabilirsiniz. Kimse size zarar vermeye kalkmaz.
Bu arada buranın bir güzel özelliği de WeChat uygulaması. Burda Weixin deniliyor. Özellikle haftasonları dışarı çıkıyorsam sadece evin anahtarını ve telefonumu alıyorum yanıma. Yok cüzdanmış çantaymış hiç gerek yok. Kimse nakit parayla uğraşmıyor. Bi şey alacaksanız direkt Wechat hesabınızdan barkodu okutuyorsunuz o da bakiyenizden parayı düşüyor. Taksiden street food satıcılarına kadar her yerde bu şekilde ödeme yapabilirsiniz.
Hayatı teknolojiyle böyle basitleştirmeleri hoşuma gidiyor. Bir de şu yere haldur huldur tükürmeleri olmasa. Herkes mutlaka tükürüyor. Neden bilmiyorum. Açıkcası ben öyle bir ihtiyaç duymuyorum yürürken ama kadın erkek çocuk herkes tükürüyor. Çocuk demişken… Çocukların yerlere işemesi de gayet kabul gören bir şey. Zaten şu kış vakti bile hala poposu açık pantolon giyen bebekler görüyorum. Ama sokaklar bizden temiz onu da söylemeliyim. Yerlere çöp atıyorlar, tükürüyorlar ve işiyorlar. Ama yine de temiz. Çünkü ne zaman sokağa çıksam sabahın 6’sı da olsa gecenin 11’i de olsa yerleri süpüren bi çöpçü görüyorum muhakkak. Artık çoğu şeye şahit olup şaşırdığım için giderek adapte olmaya başlıyorum .Şu hava kirliliği yüzünden takılan maskelere ‘’Yok canım takmam ben’’ diyordum ama özellikle sabahları hava o kadar kirli oluyor ki mecbur takmak istiyorum.Y a da ilk gördüğümde ‘’Bu ne ya ben yemem’’ dediğim şeyler çıkınca öğlen ‘’Oo bugün o garip sebzeli noodle var’’ diye severek yiyorum. Herhalde bu da adaptasyonun getirdiği şeylerden. Bakalım daha başka nelere adapte olacağım…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














































